Türkçe'mizi kolayca öğreniyoruz....

Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder « Önceki başlıkSonraki başlık »
Sayfa::  6
 Yazar  Mesaj
serra su



Kayıt: 05.01.2007
Üye No: 73,299
Offline




Tarih: 20 Mart 2007, 20:15 Tek mesaj gösterimi51

walla abi çok işime yarayacak bu bilgiler şimdeden saol 100 alınca tekraren yazarım çok teşekkür ederim Heyoo Saygılar




_________________
sadece kendim başkasına gerek yk
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
İdris-Abi



Kayıt: 27.03.2005
Üye No: 3,006
Şehir: İstanbul
Offline




Tarih: 24 Mart 2007, 16:18 Tek mesaj gösterimi52

serra su ,

kolaylıklar diliyorum .....

yeter ki istiyelim .....

mutlaka başarırız .... Saygılar Saygılar Saygılar
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Re
gardenya.
Emektar


Kayıt: 30.04.2006
Üye No: 58,026
Gizli




Tarih: 27 Mart 2007, 21:18 Tek mesaj gösterimi53

ellerine kollarına sağlık Türk olupta Türkçeyi katledenlerin ilk bakması gerek bence değil mi?




_________________
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
_'naRci'_
...
Geyik Takımı


Kayıt: 16.12.2006
Üye No: 71,633
Şehir: !İsT!
Offline




Tarih: 14 Nisan 2007, 21:01 Tek mesaj gösterimi54

payLAşımın içiN çok sağoL Hıhı Hıhı




_________________
evet bir şarkıda bulduk korkularımızı
bazen
bir fırtınada amansız sancılarımızı
bazen
diyorum

 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
İdris-Abi



Kayıt: 27.03.2005
Üye No: 3,006
Şehir: İstanbul
Offline




Tarih: 23 Nisan 2007, 14:13 Tek mesaj gösterimi55

iki haftadır ceviz kabuğunda yeni tarihi bilgileri açıklıyorlar ....

Anadolunun 1071 malazgirt ile değil ondan binlerce yıl evvelinden Türk yurdu olduğu ....

Arkeologlar ve akademisyenler derin bilimsel çalışmalar yapmışlar ve devam etmekteler .

ne yazık ki basın bu yönde hiç bir çalışma yapmıyor ....

6 , 7 bin yıl evvel ki kalıntılardan elde edilmiş bu bilgi ...

Sevgili Atatürk'te bu konuda bilgi vermiş ve araştırmacıları yönlendirmiş ....

Bize öğretilen tarih ne kadar zayıfmış .....

sevgimle kalasınız ....
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
İdris-Abi



Kayıt: 27.03.2005
Üye No: 3,006
Şehir: İstanbul
Offline




Tarih: 04 Eylül 2007, 15:20 Tek mesaj gösterimi56

çekim eklerini ikiye ayırabiliriz:

A.İsim çekim Ekleri:


1.Hal ekleri:Belirtme,yönelme,bulunma ve ayrılma hal ekleri.

2.Tamlama ekleri:-in,-i

3.İyelik ekleri:-im,-in,-i,-imiz,-iniz,-leri

4.Çoğul eki:-lar

5.İlgi eki:-ki


B.Fiil Çekim Ekleri:

1.Zaman ve Kip Ekleri:-di,-miş,-yor,-acak,-r,-sa,-malı,-a

2.Şahıs ekleri:-m,-n,-k,-iz,-lim,-siniz,-iniz,-ler

Bunun dışında türemiş sözcükleri bir ağaca benzetebiliriz.

Ben yıllardır bu tekniği uyguluyorum çok iyi sonuçlar aldım.

Bir ağaç düşünün;kökleri sözcüğün kökü;gövde yine sözcükte var,dalları yapım eki olur.

Şimdi süs gerek bu da yapraklar ve çiçekler.

Ağacı bunlar nasıl süslüyorsa sözcüğü de çekim ek süsler.

Olgunlaşıp yere düşen meyve yeni anlamdaki sözcüktür.


BU tamamen bana ait bir fikirdir.Patenti bende yani.Öğrencilerime bu yıl sizin bu paylaşımınızı
tavsiye edecğim.

Katılımın için çok teşekkürler arkadaşım ..... Saygılar Saygılar Saygılar
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
İdris-Abi



Kayıt: 27.03.2005
Üye No: 3,006
Şehir: İstanbul
Offline




Tarih: 30 Kasım 2007, 13:31 Tek mesaj gösterimi57

Eski dosyalarımı düzenlemek için kontrol ederken Türk Dilimiz ile ilgili yıllar öncesinde edebiyat fakültesi dönem ödevi olarak çok sevdiğim ve bir çok konuda sohbet edebildiğim can arkadaşım Hüseyin Aslan'ın( 48 yaş ) hazırladığı bu çalışma elime geçti .....
Bu günler de bile çok değerli bir bilgi ve uyarı olduğu düşüncesiyle hem sevgili arkadaşıma rahmet diliyor hemde bu çalışmayı sizlerle paylaşmaktan gurur duyuyorum .....



ATATÜRK’ÜN DİL VE EDEBİYAT ÜZERİNE DÜŞÜNCELERİ


Cumhuriyet döneminden önce Anadolu Türkçe’sinin geçirdiği evreler iki çizgide oluşmuştur.
Bir yandan Türk halkı resmi ve dinsel gelişmelerin etkisi dışında kültürünü ve öz dilini korumuş , geliştirmiş !
Diğer yandan Arap’ça ve Fars’çanın etkisi altında ki Türkçe yazı dili giderek Türk düşünce-
sinden ve anlatımından uzaklaşmış bulunmaktaydı ….
Bu durumun başlıca sebepleri ;
* Devletin tüm yazışmalarda birinci sırada Arapçayı , ikinci sırada Farsçayı kullanması .
* Medrese ve din eğitiminin getirdiği edebiyat anlayışıdır .
Öylesine ki Anadolu halkı konuştuğu dilin dışında başka bir dilde yazışmaya ve anlaşmaya
zorlanmıştır …
Bir devlet , bir toplum için en önemli ögelerden biri DİL BİRLİĞİ nin sağlanması ,toplumda herkesin aynı dille konuşup , yazması ve bu dilin ulusun tüm bireylerince anlaşılır olmasıdır .
Tarihi olaylar sonucu yeryüzünün değişik bölgelerine dağılmış halkların dilinde etkilenmeler sonucu değişiklikler olması doğaldır .
Ne var ki bir arada yaşayan , aynı yazgıyı paylaşan , aynı havayı soluyan , aynı devletin bireyleri ayrı dilde konuşup , yazışmaları sonucu birbirlerini anlamamaları ve bu durumun sürüp gitmesi çağdaş bir toplumun kabul edeceği bir olgu değildir .
Türk’lerin İslamiyet’i kabulünden ve özellikle Osmanlı imparatorluğunun kuruluşundan
sonra giderek Arap’ça ve Fars’ça , devletin uygulamaları ile Türk dilini etkisi altına almış ,devlet yazışmalarında , okullarda ve sarayda kullanılan dil tamamen Arap’ça , Fars’ça karışımı bir dil olan Osmanlı’caya dönüşmüştür.
Bu duruma ayak uyduramayan sadece halktır .
Tüm bu olumsuzluklara rağmen halkın kendi rasında konuşup anlaştığı dil , Türkçe’dir .
Her dilin kendi özelliklerinden doğan bir alfabesi vardır .
Arap alfabesi Arap’çanın yapısına özgü seslerden doğmuş ve bu sesleri yansıtacak , Arap’ların kendi aralarında anlaşmalarını sağlayacak ölçüde biçimlenmiştir .




devamı var .
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
İdris-Abi



Kayıt: 27.03.2005
Üye No: 3,006
Şehir: İstanbul
Offline




Tarih: 30 Kasım 2007, 13:36 Tek mesaj gösterimi58

Türk dilinin yapısı çok sesliliğe dayanan özdedir .
Türkçe’nin bu sesliliğine karşın Arapça , dolayısıyla Arap alfabesi az sesli ve seslerde kısa
uzun niteliktedir .
Arap alfabesinin bir başka özelliği de pek çok harfin sözcüğün başında , ortasında ve sonunda
değişik biçimlerde yazılmasıdır.
Türkçe’de ki bir sessiz harfin Arapça da hangi harf ile karşılanacağı ayrı bir sorundur .
Bu sebeple Türkçe’yi arap harfleri ile öğrenmek çok güçtür.
İşte bu sebeplerle karmakarışık bir yazı dili doğmuş ve bunu küçük bir azınlık öğrenebilmiştir
Bu karışıklıklar Arapça’nın Kur’an dili olmasından , bu dilin / alfabesinin dışında ki yazı ve alfabelerin kafir işi olacağı bağnazlığından ( tek pencereden bakış ) ileri gelmiştir .
Açıkça görüldüğü gibi yazıda ki bu başıbozukluk dinin , dili etkisi altına almasının doğal bir sonucudur .
1928 lerde ve daha önceki yıllarda tartışılan bu konu LAİK leşme( dinin devlet işlerine karıştırılmaması ) sürecinde bıçak gibi kesilmiş , Türk dilinin yapısına uygun Latin kökenli yeni bir alfabenin ortaya çıkmasına olanak sağlamıştır .
Burada çok önemli bir konuyu unutmamak gerekir .
Yapılan araştırmalar göstermiştir ki Osmanlı’nın hiçbir döneminde okuma yazma oranı % 10 nu geçmemiştir .
Bu durum Türk dilinin ne durumda olduğunu bizlere açıkça göstermektedir .
Tanzimat ve meşrutiyet dönemlerinde ( 1839 / 1918 ) Türkçe’nin yabancı dillerin
etkisinden kurtarılması yönünde bazı çalışmalar olmasına rağmen bu kon uda başarı sağlanamamıştır .
Çünkü bilim , edebiyat , tarih , din , yönetim , kurallar ve birikimler dilde köklü bir yenileşmeye gidilmesini engellemekteydi .
Ayrıca yönetimde ve din kadrolarında bulunanlar dilde yeniliğe gidilmesine sıcak bakmıyorlardı .
Arapça ; Din ve düşünme dili
Farsça : sanat ve edebiyat dili olmuştu .
1908 / 1918 Türkçülük ve milliyetçilik akımları sırasında Ziya Gökalp , Ömer Seyfettin
başta olmak üzere dilde sadeleştirme gündeme getirilmiş ve Mehmet Emin Yurdakul ilk olarak Türkçe şiirlerle ve halkın anlayacağı temalarla sesini duyurabilmişti .
Bir çok devlet adamı okuma yazmayı kolaylaştırmak amacıyla yeni bir alfabeye gerek duymasına rağmen bu girişimlerde başarısız olmuştu …
Öte yandan atılımlara temel oluşturacak bilimsel çalışmalarda yapıla gelmiştir .
Başta Ahmet Tevfik paşa , Şemsettin Sami , Muallim Naci , Ahmet Mithat gibi isimler Türk
dilinin kaynaklarına inerek önemli eserler verdiler .
En önemlisi de ‘’ lisan-i Osmani ‘’ adı altında ilk kez Türkçe dersler konuldu …
Bu üzerinde durulması gereken çok önemli bir konudur .
Bir ülke düşünün ki ;
Halkın kendi konuştuğu dil , ders olarak konuluyor .Tarihçiler ve dil bilginleri özellikle bu konu üzerinde uzun uzun düşünmelidirler ..
Bir ülkede yönetimi oluşturanlar halkına kendi konuştuğu dili ders olarak öğretmek zorunda kalmışsa bunun sonuçlarını aklımıza getirmeliyiz .Halkın konuştuğu dili yok sayıp karmakarışık bir dil yaratmaya çalışan ve kısmen de olsa başaran hanedan , sonunda gerçekleri kabullenmek zorunda kalmıştır .Tarihi olaylar bunu bize açıkça göstermiştir …


devamı var .
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
İdris-Abi



Kayıt: 27.03.2005
Üye No: 3,006
Şehir: İstanbul
Offline




Tarih: 30 Kasım 2007, 13:43 Tek mesaj gösterimi59

1911 yılından sonra yayın hayatına giren Türk Yurdu , Halka Doğru , Türk Sözü
dergilerinde Türkçe’nin sadeleştirilmesi istendi .
Gerek bu dergilerde gerek dönemin öteki yayınlarında ozanlar ve yazarlar Türkçe’nin
ses güzelliğini sergileyen terim , sözcük , deyim zenginliklerini ve kurallarını işleyen
yazılara , şiirlere ağırlık verdiler .
Tartışılan en önemli konu Arap alfabesi ve dilde ki yabancı sözcükler sorunuydu .

Cumhuriyetin ilk yıllarında bu konu uzun uzun tartışılan sorunların başında geliyordu .
1923 yılında meclise ilk olarak ‘’ Türkçe kanunu ‘’ önergesini veren TUNALI HİLMİ beyin girişimleri de sonuçsuz kaldı .

1924 yılında Tevhid-i tedrisat / öğrenim birliği kanunu kabul edildikten sonra TBMM sinde
Ele alınan önemli bir konu dil ve alfabe konusuydu . Oturumlarda sık sık bu konu tartışılmıştır .
Kalkınmanın ve çağdaş uygarlık düzeyine ulaşılabilmesi için OKUMA- YAZMA bilmenin
önemini kabul eden yöneticiler öncelikle HARF DEVRİMİNİ gerekli görmüşlerdir .

1927 yılında Latin alfabesinin Türkçe’ye uyarlanması üzerinde çalışıldı .
Dönemin Milli Eğitim bakanı ( Maarif bakanı ) Mustafa Necati beyin çalışmaları ile
26.Haziran . 1928 de bir dil encümeni / komisyonu – inceleme ve hazırlama için kurulan
kurul kuruldu. Bu kurul on yıllık bir süreç ile Latin alfabesinin kabul edileceğini benimsedi .

Ozaman kadar çalışmaları uzaktan izleyen Atatürk , HARF DEVRİMİNİN 10 yılda değil
3 ayda bitirilmesini aksi taktirde bu kanunun çıkmaza gireceğini belirterek halka şu açıklamayı yaptı :
_
‘’ Bizim ahenkli ve zengin dilimiz yeni Türk harfleri ile kendini gösterecektir .
Yüzyıllardan beri kafalarımızı demir çerçeve içinde bulunduran , anlaşılamayan ve anlamadığımız işaretlerden kurtulmak için buna mecburuz ..Bir çok şeyler yapılmıştır ama en önemlisi budur . Herkes kısa bir sürede bunu öğrenmek zorundadır . Hepimiz öğrenmeliyiz .
Milletimiz yazısıyla , kafasıyla bütün uygar dünyanın yanında olacaktır … ‘’


Bu tarihsel söylevin ardından en kısa zamanda kanunun yasal düzeyde ele alınmasını ve en kısa süre içinde sonuçlandırılmasını istedi .

8.11.1928 de TBMM açış konuşmasına şöyle başladı :

_ ‘’ her şeyden önce halkımız cehaletten / cahillikten az emek ve kısa yoldan ancak kendi güzel ve asil diline kolay uyan böyle bir araç ile sıyrılabilir . Basit bir uygulama ile Latin kökenli Türk harflerinin Türk Diline ne kadar uygun olduğunu şehirde ve köyde tüm halkın
Kolay ve kısa sürede öğrendiği ortaya çıkmıştır . TBMM nin kararıyla Türk harflerinin kesinlik ve yasallık kazanması bu memleketin yükselme mücadelesinde başlı başına bir geçit olacaktır . Bu kararı alan TBMM , yalnız ebedi Türk tarihinde değil , bütün insanlık tarihinde
En seçkin yerini alacaktır … ‘’


Türk harfleri yasası yürürlüğe girince bir yandan halk dersaneleri ve millet mektepleri
/ okulları açılarak OKUMA – YAZMA SEFERBERLİĞİ başlatılmış bir yandan da DİL KURULU çalışmalarını hızlandırılmıştır .
Harf devrimini de kapsayan dilde yenileşme süreci için çizilen program başlıca 3 aşamalı düşünülmüştür .

1- Harf devrimi : Türk halkının bilgisizlikten kurtarılması için en kolay okuma –yazma anahtarı sağlanmıştır .

2- Türkçe’nin kendi zenginliğine kavuşması ve Osmanlıcanın yapaylığından kurtarılması . Bu çalışmalar 1930 yılından sonra yoğunlaşmıştır .

3- Dil felsefesi : Dilin kavramları ve kurumları ile ortaya çıkarılması…

Bu çalışmalar 1937 yılına kadar sürmüştür .

Atatürk , tüm bu çalışmalar içerisinde önderlik görevi yapmış Türk ocaklarında , Halk evlerinde ve halkın içinde bu girişimlere bilim adamlarının eşliğinde katılmıştır .

Yukarıda bahsedilen 3 kanunun asıl amacını şöyle ifade edebiliriz :

Türkçe’nin kendi öz ve ulusal kaynaklarından beslenerek yeni , çağdaş gelişmelere elverişli
Bir yapıya kavuşturulması Atatürk bu temel amacı nutuklarında sık sık yineleyerek şunu vurgulamıştır :

‘’ Ülkesini , geleceğini bilen Türk halkı , DİLini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtaracaktır .
Türk dilinin kendi zenginliğine kavuşması çalışmakla mümkün/ olasıdır … ''


***** Her birinizi SEVGİMLE kucaklıyorum ve dilimize gereken özeni göstermenizi istiyorum ….

Saygılar Saygılar Saygılar Saygılar Saygılar Saygılar Saygılar Saygılar Saygılar Saygılar Saygılar Saygılar Saygılar
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
İdris-Abi



Kayıt: 27.03.2005
Üye No: 3,006
Şehir: İstanbul
Offline




Tarih: 01 Aralık 2007, 12:02 Tek mesaj gösterimi60

Beni inciten ve üzen bir konu da sanal ortamda alınan YABANCI RUMUZLAR !

Ve yazışmalarda kullanılan eksik sözcükler ! !

Bir dil böyle sulandırılarak yok edilir .

Kendi kendimize dilimize zarar verdiğimizi göremiyoruz .

Atamızın sözünü tekraredeceğim ...

‘’ Ülkesini , geleceğini bilen Türk halkı , DİLini de yabancı dillerin boyunduruğundan

kurtaracaktır .

Türk dilinin kendi zenginliğine kavuşması çalışmakla mümkün/ olasıdır … ''



Mustafa Kemal ATATÜRK


Saygılar Saygılar Saygılar Saygılar Saygılar Saygılar Saygılar Saygılar Saygılar Saygılar Saygılar Saygılar Saygılar
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder 6. sayfa (Toplam 7 sayfa) [Bu başlıkta 65 mesaj bulunuyor]
Sayfa::  6
« Önceki başlıkSonraki başlık »


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu foruma eklenti dosyaları gönderemezsiniz
Bu forumdaki dosyaları indiremezsiniz