mustafa filmi ilk eleştirler(ne umduk ne bulduk)

Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder « Önceki başlıkSonraki başlık »
 Yazar  Mesaj
deryag...



Kayıt: 27.08.2007
Üye No: 88,559
Offline




Tarih: 30 Ekim 2008, 12:36 Tek mesaj gösterimi1

arkadaşlar sonuna kadar okuyun lütfen ki bu tuzağa düşmeyin çok büyük bir hayal kırıklığına uğradım..çok yazık..

MUSTAFA FİLMİ ÜZERİNE İLK ELEŞTİRİLER


* ATEŞİ VE İHANETİ GÖRDÜK
----------------------------------

Gördük, görüyoruz.

Ülkenin egemenleri, karlarını korumak adına bu laik Türkiye Cumhuriyetinin sona ermesine karar verdiler.

Siz bakmayın, muhalif medyaya, onlar da karlarını düşünüyorlar.

Ateşi ve ihaneti gördük,

Gördük görüyoruz,

“Mustafa” filminin tanıtımı yapılıyor, tüm yazılı ve görsel medyada.

Ateşi ve ihaneti gördük,

Gördük görüyoruz,

Mustafa Kemal Atatürk olmuş, “Mustafa” Can’ın asker arkadaşı sanki.

Ne olmuş, tek başına yalnız ölmüş,

Neymiş, “devrim evlatların yemiş”.

Ateşi ve ihaneti gördük,

Gördük görüyoruz,

Neymiş, “Canakkale’de ölenleri huriler bekliyormuş. “Mustafa” onları küçümsüyormuş.

Ateşi ve ihaneti gördük,

Gördük görüyoruz,

“Mustafa”nın yatacak yeri, evi yokmuş, darbe yapınca padişahların sarayında yatar olmuş

Kürtler konusu da çok ayrı. Yani tam da DTP’nin federasyon istediği anda.

Ateşi ve ihaneti gördük,

Gördük görüyoruz,

İstiklal Marşını bile, küçümsemek için elinden gelen yapılıyor.

Yani insan şiir yazar, roman yazar. Tekrar tekrar yazar sonunda, sonuçlarının iyi olduğuna karar verir, yayınlar. O şiiri o kitabı karalamak için taslaklar yayınlanmaz. Ama İstiklal Marşının taslakları, hem de “muhalif” kanalın birinde hem de büyük bir orkestra eşliğinde yayınlanıyor.

Ülke satılmış, ülkenin egemenleri karlarını kurtarmak adına bu satışa destek veriyorlar, ülkenin başında millet, ulus, bağımsızlık kavramını bilmeyenler oturuyor.

Bizler ise “Can” marifet yapmış gibi Türkcell’e boykot kampanyaları açmayı tasarlıyoruz.

Ateşi ve ihaneti gördük

İSMET BAYTAK
----------------------

** ‘MUSTAFA’NIN TARTIŞILACAK YÖNLERİ
-------------------------------------------

Can Dündar’ın merakla beklediğim “Mustafa” filmini, Ankara galasında izledim. Büyük zaman ve emek sarf edilerek hazırlandığı belli olan “Mustafa” değişik bir Atatürk portresi yansıtıyor. Can Dündar ve arkadaşları, Atatürk’ü insani yönleriyle anlatmak istemişler.
Can Dündar ve arkadaşlarının gün ışığına çıkardıkları yeni görüntü ve belgeler, özellikle Atatürk’ün günlükleri, takdir edilmesi gereken gazetecilik başarısı. Can Dündar’ı ve ekibinin bu başarısını kutlamak gerekiyor. Can’ın Milliyet’te başlayan dizisi bittiğinde, Atatürk’ü kendi kaleminden de tanımış olacağız.
Filmi izlediğimde, “Mustafa siyasi tartışmalar yaratacak bir film” diye düşündüm.

Kemal’i sevenler-sevmeyenler
Zaafları, zayıflıkları, hırsı, aşkları, sigarası, içkisi, dinden-imandan uzaklığı, Türkiye’den çekip gitmek isteğiyle perdeye yansıyan Mustafa’nın, Kemalistleri tatmin ve memnun edeceğini sanmıyorum. Buna karşılık, Kemal’den hazmetmeyenlerin ilgisini ve beğenisini daha fazla çekebilir.
Tahmin ediyorum ki “Mustafa” bir “Kemal” tartışması yaratacak...

Vahdettin’i sevenler
Vahdettin’i sevenler de filmden memnun kalabilirler.
“Mustafa”da siyasi konulara girildiğinde soru işaretleri oluşuyor. Vahdettin konusu da öyle...
Son Padişah Vahdettin’in vatan haini değil gerçek bir “vatansever” olduğunu savunanlar, onun, Atatürk’ü “vatanı kurtarmaya memur” ettiğini savunurlar. Nitekim, Atatürk’ün Samsun’a gitmeden sarayda Padişah’la yaptığı görüşme buna yorulur ve yeterli görülür.
“Mustafa” filminin verdiği mesaj da bu yönde.
Vahdettin, Mustafa Kemal Paşa’ya, “Paşa, devleti kurtarabilirsiniz” diyor filmde. Ama arkası gelmiyor.
En azından, “Peki Mustafa Kemal için çıkarılan idam fermanında imzası bulunan bu Vahdettin değil mi?” sorusu gelecektir.

Kürtlere verilen söz
“Mustafa” insani yönleriyle anlatıyor Atatürk’ü ama siyasi alandan yapılan seçkiler genellikle tartışmalı konular. Güncel tartışmalar olduğu için bu konular tercih edilmiş izlenimi veriyor.
Örneğin, Atatürk’ün son dönemlerde tartışılan ve PKK-DTP cephesinin sık sıkıya sarıldığı ünlü İzmit basın toplantısı konu ediliyor.
Filmde, Atatürk’ün İzmit’te bazı gazetecilere yazılmamak üzere, “Kürtlere anayasal özerklik verileceğini söyledi” deniliyor. Bu konunun da arkası gelmiyor.
İhtimal ki, filmin bu yönü de tartışmalara neden olacak.
Güneydoğu’ya özerklik verilmesini isteyen PKK-DTP cephesi, filmin bu kesitini beğenecek ve ihtimal ki kullanacaktır.

Din konusu
Din konusunda iki Mustafa görülüyor filmde...
Meclis’i cuma günü dualarla açan Mustafa. Hilafeti ve saltanatı kurtarmak için yola çıktığını söyleyen Mustafa.
Ama ileride dinden-imandan çok uzak bir Mustafa. Hocası Kaymak Hafız’dan yediği dayağın “rövanş”ını hilafeti kaldırarak alan bir Mustafa. O kadar ki, iktidarı gökten yere indiren, hilafeti baş belası olarak niteleyen, her türlü melanetin başı olarak dini gören bir Mustafa. Ateist bir yaklaşımla ders kitapları için notlar alan ilahi güç yerine, en büyük güç tabiatın kendisidir diyen bir Mustafa.
Ve arkasından her gün bir şişe rakı, üç paket sigara içen, akşam sofrasını beklemek dışında işi gücü olmayan, yalnız, etrafında kimse kalmamış, yakın çevresi tarafından kandırılan, idare edilen bir Mustafa.
Bu “Mustafa”yı da Anıtkabir’i ziyaret etmeyenler, “Biz dememiş miydik?” diyerek, sevecekler ve sevinecekler...
Öyle sanıyorum ki, herkes işine gelen Mustafa’yı çekip çıkaracak bu filmden...

Fikret Bila/MİLLİYET
-----------------------------
*** ATATÜRK’Ü KIZINA SORMAK GEREKİRDİ?
----------------------------------------------
Mustafa” filminde Atatürk’ün son yıllarını “yalnız ve mutsuz” geçirdiği, “Devrimin önce evlatlarını yediği” gibi yorumlar yapılmasına ve “günde 1 şişe rakı içtiği”nin söylenmesine manevi kızı Ülkü Adatepe “Bunların hiçbiri doğru değil, bana danışılsaydı söylerdim” diyerek tepki göstermiş.

Atatürk’ün “Gövdem bu kafayı kaldıramıyor. Çok yoğun düşüncelerle dolu... İçince rahatlıyorum” sözleri filmde yer almış. Gerçekten de onun gibi hayatını cephelerde, savaşlarda geçirmiş, dünyaya parmak ısırtan mucizevi başarılar kazanmış birinin psikolojisini, bu yükün nasıl taşınabileceğini normal insanların anlaması mümkün değil.

Onun yaşadığı şartlarda her şey mümkündü ama yine de, Atatürk’ün en yakınlarına sorulmadan bu tür açıklamaların yapılması, onun hayatına ait bir belgeselin hazırlanması doğru mudur?

Hayatının son günlerinde, Dolmabahçe Sarayı’nın önüne “halkın geceleri yüzlerce kayıkla geldiğini” anlatan yazıları okumadık mı bugüne kadar?

Böyle bir efsane komutanın “sağlığı izin vermediği için zoraki yaşadığı yalnızlık” dışında yalnız kalması mümkün müdür?

Atatürk hakkında sadece biz değil, dünyaya özel bilgiler verecek olan bu filmi ve yapılan yorumları enine boyuna tartışacağız. Buna hakkımız var!
Ruhat Mengi / VATAN
--------------------------------
**** MUSTAFA
Cumhuriyetimizin 85. yılında vaziyetimizin her haliyle parlak olmadığı ortada. Büyük reklam kampanyalarıyla tanıtılan Mustafa filmi de vizyona girdi. Geçtiğimiz hafta Yeniçağ’ın ortaya çıkardığı haberde “ünlü gazeteci, belgeselci” Can Dündar’ın Mustafa adlı filminin 1944 yılında Rakım Çalapala’nın aynı adlı kitabından apartıldığına dikkat çekilmişti. Dündar’ın daha babasının aklında olmadığı yıllarda ilk baskısı yapıldığını köşesinde yazan Sadık Özcan, Mustafa adlı kitabın 1944’ten itibaren 25 baskı yaptığını ifade etmişti.
Dolmabahçe Sarayı’nda yapılan filmin galası sırasında NTV canlı yayın yaptı. Atatürkümüzün manevi kızı Ülkü Adatepe filmin ilk bölümlerini beğenmekle beraber Gazi’nin sürekli içki içen, hep yalnız adam ve sinirli halinin gerçek olmadığı ve bunun derhal düzeltilmesi için uyarıda bulundu.
Kimi televole sakinleri gözyaşlarını tutamadıklarını söyleyerek sanat harikasından bahsettiler. İki gündür Vatan gazetesi de Turkcell’in sponsorluktan çekilmesini eleştirip filmin reklamını manşetten yapmaya devam ediyor. Gala gecesi Can Dündar’ı tebrik edip filme övgüler dizen Güneri Civaoğlu dünkü Milliyet’te, “Atatürk’ün Kürtlere yerel özerklik verilmelidir söylemi de polemiklere neden olacaktır. Belki kullanılacaktır.
Oysa o günün koşullarında söylenmiş sözleri değişmez bir kalıp olarak görmek hata olur. Buna karşılık Atatürk’ün daha o zamanlar Kürt kökenli yurttaşlarımız için nasıl geniş bir açıyla sorunu gördüğünün de kanıtıdır” diyor. Bir nevi filmdeki o sahneyi tevil etme ihtiyacı hissediyor.
Okurlarım mutlaka hatırlayacaklardır. Kurtlar Vadisi Irak filmine ciddi bir tavır takınmıştım. Başımıza geçirilen çuvalın intikamını sanal ortamda almaya kalkışırken Irak’taki işgale dini inançlar gereği direnmenin günah sayıldığı sahneleri de eleştirmiştik. Filmin yapımcıları bizi Basın Konseyi’ne kadar şikâyet ettiler. Amerikan destekli söz konusu film gişe rekorları kırmasına rağmen izleyici geç de olsa işin altında psikolojik propaganda olduğunu fark etmişti. Defalarca yazdığım halde Hollywood’daki film sektörünün Pentagon’a bağlı psikolojik harp dairesinin devamı olduğunu yeniden hatırlatıyorum.
Mustafa filmini eleştirirken kimse yanlış anlamasın. Canım memleketimde kimi yorgun demokratların, kimi onmaz muhaliflerin her şeye karşı olma alışkanlıklarıyla okumadığı kitap, seyretmediği filmle ilgili yorum yapma kolaylığına hiç başvurmadım. Günler öncesinden kızım Aybuke Han ve oğlum Erdem Kutalmış öğretmenlerinin Mustafa filmini seyredin ödevinden bahsederek sinema bileti bulmam için adeta yalvarmışlardı.
Bu devirde çocuk yetiştirmek zor. İçimi kemiren şüphenin sesini dinleyerek çocuklardan önce filmi seyredip düşüncelerimi aktardıktan sonra biletlerini vermek amacıyla sabahın köründe torpilli bir koltuk bulup Dündar’ın belgeselini izledim. Keçiboynuzundaki şeker misali duygulu sahneleri verilen emeği inkâr edecek değilim. Ancak 10 gram şeker için 10 kilo odun yemeye de hiç niyetim yok.
Ömrünün 55 yılını belge toplayarak geçirip sonunda şu Çılgın Türkler gibi muhteşem eser yazan Turgut Özakman dururken, fikir çizgisinde sürekli zikzaklar olan sosyalist düşüncenin etkisiyle zaman zaman demokrasi adına bölücülüğe prim dağıtan Can Dündar’ın Atatürk’ü anlatmasını reva görmediğimi belirtmeliyim.
Son söz olarak Mustafa filminin ilk olmasına rağmen bundan sonrakiler için örnek teşkil etmesi gerektiğine inanıyorum. Umarım daha sonra gerçek Mustafa’yı çekebilecek bir heyet oluşur.
Yavuz Selim DEMİRAĞ/ Yeniçağ
---------------------------------------------

***** "MUSTAFA" FİLMİ KÜRTLERE ÖZERKLİK ADINA OPERASYONDUR!
-------------------------------------------------------------------------
Hayır ben komplo teorisi bilmem, hamaseti de sevmem.
Dolayısıyla yazacaklarım bu çerçevede değildir.
Tarih: 29 Ekim 2008, yani Cumhuriyet’imizin 85. kuruluş yıldönümü.
Tam bu tarihe ilginç bir olay denk getiriliyor.
Can Dündar’ın hazırladığı Atatürk’ü anlatan “Mustafa” filmi büyük gürültülerle vizyona sokuluyor.
Önce Can Dündar’ın kimliğini hatırlatalım.
Babası MİT görevlisi, kendisinin ne olduğu ise meçhul.
Dündar bir gün devrimcidir, öbür gün AB taraftarı. Bir gün İslamcıları ve PKK’yı bile kucaklayan sözde özgürlükçüdür, öbür gün Kemalist. Bir gün masa başı belgesellerini finanse eden şirketlerin sözcüsüdür, ertesi gün özel girişim düşmanı. Bir gün ÖDP’lidir, ertesi gün Ecevitçi, yani kısacası ne olduğu belli olmayan bir meçhul adamdır.
Boğuk sesli romantik Che Guavera pozlarındadır ama köşeli, yani tarif edilebilir değildir. Çizgisi ve tutarlılığı yoktur. İlişkileri ise kafa karıştırmaktadır.
Haksızlık mı ediyorum...
Son teşebbüsü “Mustafa” filmini sorgulayalım.
Dündar bu belgesel filmde güya insan Mustafa Kemal’i anlatıyor, ama gerçek bu değil.
İnsani boyut sadece kamuflaj, yani kılıftır.
Gerçekte yapılan psikolojik bir operasyondur.
Önce filmde gizlenerek verilen ince mesajlara bakalım:
1) Atatürk’ün kendi sözleriyle güya Kürtlere özerklik verilmesi fikrinde olduğu ortaya konuyor. 2) Atatürk’ün, cahillerin seviyesine inmem diyerek halkı güya aşağıladığı mesajını veriyor.
3) Kendi heykellerini diktiren bir diktatör olduğu imajı bilinçaltına pompalanıyor.
4) Atatürk için günde bir büyük rakı ve üç paket sigara içiyordu denilerek dolaylı olarak adeta içki düşkünü ayyaş portresi çiziliyor.
5) Atatürk için çevresinde kimse kalmamıştı ve yalnız öldü denilerek kişiliğiyle ilgili şüpheler uyandırılmaya çalışılıyor.
6) Atatürk’ün manevi oğlu için gerçek oğluydu havası verilerek gayrimeşru ilişkileri ve de çocuğu olduğu imaları yapılıyor.
Sorarım size böylesine uçuk mesajların ustalıkla yerleştirildiği filmin Cumhuriyet’in kuruluş gününde farklı bir ambalajla vizyona konması operasyon değil de nedir?
Hayır hayır, ben Atatürk için Peygamber misali günahsızdır diyenlerden değilim. Atatürk de insandır, eksiği, zaafları elbette olmuştur. Söylemek istediğim bulunduğumuz bu konjonktürde böylesine kafa karıştırıcı mesajların neden verildiğidir.
Yooook hiç kimse bu durumu bana tesadüf diye izah edemez!
Bir tarafta dış dinamiklerin arkasında olduğunu bizatihi MİT yöneticilerinin söylediği Ergenekon operasyonu, diğer tarafta yaşanan Kürt kalkışması ve özerklik talepleri ve tam bu süreçte Atatürk’ün Kürtlere güya muhtariyet istediğini anlatan filmin gösterime sokulması.
Anlayamadığım, Genelkurmay’ın bu filme niçin destek verdiğidir?
Tamam desteği veren mevcut Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ değil Yaşar Büyükanıttır da bu neyin nesidir?
Filmi beğendiğini açıklayan Yaşar Paşa da yoksa Kürtlere muhtariyet mi istiyor?
Düşünüyorum da biz ve bizim gibi düşünenler herhalde kraldan çok kralcıyız.
Baksanıza Atatürk’un ordusu ya da onun bazı komutanları böyle bir tavrı takınıyorsa bize ne oluyor ya da biz niye çırpınıyoruz ki!
Hem bu ordunun eski Deniz Kuvvetleri Komutanı’nın oğlu değil midir Çanakkale’deki şanlı zaferimizi Anzak destanına çeviren!
Yok yok, tablo bu olsa da ben duramam, yine de itirazımı sürdüreceğim.
Bak Yaşar Büyükanıt, bak Özden Örnek, bak Can Dündar; Mustafa Kemal, vatan yapılan bu coğrafyada birlikte yaşama adına, bölünmezlik adına semboldür. Adı üstündeki titizliğimiz onun içindir. Semboller paspas yapılırsa bütünlük de kaybedilir. Mustafa Kemal’i maske takıp aşındırmak ve aşağılamak, bu milleti aşağılamakla eşanlamlıdır...



Sabahattin ÖNKİBAR/ YENİÇAĞ
----------------------------------------------


****** ‘PROJEYİ BEĞENMEDİK’
-----------------------------

TURKCELL’DEN ‘MUSTAFA’ AÇIKLAMASI
Gazeteci-yazar Can Dündar’ın Genelkurmay arşivlerinden yararlanarak hazırladığı “Mustafa” filmine sponsor olmaktan vazgeçen Turkcell, basına yansıyan haberlere yazılı bir açıklamayla yanıt verdi. “Bizim toplumun her kesiminden müşterimiz var. Bu filme sponsor olursak bir kesimin tepkisini çekeriz” iddiasıyla sponsorluktan son anda çekildiği şeklinde basında yer alan haberleri yalanlayan Turkcell, “Filmin beklentimiz yönünde Atatürk’ün liderliğini, dehasını ve kahramanlığını dünyaya tanıtmaktan çok, Atatürk’ün özel hayatına odaklanan bir film olduğunu görünce projede yer almayı tercih etmedik” açıklamasını yaptı.

Turkcell İletişim Hizmetleri AŞ’den dün yapılan yazılı açıklamada şöyle denildi: “Bazı yayın organlarında Turkcell’in ‘Mustafa’ filmine sponsor olmamasıyla ilgili çıkan haberler gerçeği yansıtmamakta ve kamuoyunu yanlış yönlendirmektedir. Ülkemizin kurtarıcısı, Cumhuriyetimizin kurucusu, dünya tarihinin en önemli liderlerinden Ulu Önder Atatürk’ü, hem yurtiçinde hem de yurtdışında tanıtacak projeler bizi heyecanlandırdığından, ‘Mustafa’ filminin sponsorluk önerisini değerlendirdik. Çalışmalarına saygı duyduğumuz proje yapımcısıyla yaptığımız ön görüşmelerde, filmin beklentimiz yönünde Atatürk’ün liderliğini, dehasını ve kahramanlığını dünyaya tanıtmaktan çok, Atatürk’ün özel hayatına odaklanan bir film olduğunu görünce projede yer almayı tercih etmedik. Gelecekte de Ulu Önder Atatürk’ü dünyaya tanıtacak ve tarihin en önemli liderlerinden birisi olduğunu vurgulayacak projeleri desteklemekten gurur duyacağız. Kalbi Türkiye’ye hizmet için atan Turkcell ailesi olarak ülkemiz için çalışmaya devam edeceğiz.”

Basına yansıyan haberlerde, Turkcell’in, “Bizim toplumun her kesiminden müşterimiz var. Bu filme sponsor olursak bir kesimin tepkisini çekeriz” iddiasıyla sponsorluktan son anda çekildiği yazılmıştı.

Cumhuriyet




_________________
AKP ile rüya gibi bir gelecek sizleri bekliyor! UYUMAYA DEVAM EDİN
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
selobjk



Kayıt: 27.10.2005
Üye No: 34,580
Offline




Tarih: 17 Mart 2009, 21:29 Tek mesaj gösterimi2

rezalett...utanc verici
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Kirdi



Kayıt: 28.09.2009
Üye No: 172,258
Offline




Tarih: 28 Eylül 2009, 23:36 Tek mesaj gösterimi3

..
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Bu başlıkta 3 mesaj bulunuyor] « Önceki başlıkSonraki başlık »


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu foruma eklenti dosyaları gönderemezsiniz
Bu forumdaki dosyaları indiremezsiniz