Kimse Oralı Değil...

Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder « Önceki başlıkSonraki başlık »
 Yazar  Mesaj
La vié
eci
Bölüm Yöneticisi


Kayıt: 13.06.2007
Üye No: 82,236
Şehir: Bulut '
Offline




Tarih: 16 Ağustos 2012, 11:30 Tek mesaj gösterimi1


    "Sokaklar el değiştirdi şimdi kapılar tembel. Birer ağaç olmaktan öteye gidemezler…"


Ben orada doğdum. Uçurtmadan yüzler, o uzun saçların arasından sallanan eller gibi… Gözlerimin biri çiçek açmış diğeri kara (Lorca’nın bir deseni) kimi insan yüzlerinde canlanacak kadar yeni. O benim yeniden okumalar cennetim. Kalbim. Eski mutfakta kalaycının neşesi! Hızla dönüşen güvenimin zilleri. Göz boyayan eteğimin zilleri.

Sokaklar el değiştirdi şimdi kapılar tembel. Birer ağaç olmaktan öteye gidemezler… Göz gözü görmezlerin, dediğim dediklerin benzeştiği aynalar aratmayacak işte tuzak görünümleri. Benim dediğim dedik diye işaret ettiğim (bir parmağın deli cesaretidir) o her kimse bu görüntünün tuzağına kolayca düşecek, sonraları Hermes’in şarkıları da onu kurtarmaya yetmeyecektir… Dönüp asılana bakacak olursak, bu hiç kimseciklerin şarkıları da havaya sıkılmış boş bir parfüm şişesinden çıkan son sesler gibi evrene gömülecek niteliktedir. Yerin yedi kat altındaki magmaya da inebilir.

Sözcüklerin ilkel işlenmemiş madenine işte bu kimselerin dillerinde rastlarız. Yüzyıllar boyu nice katı etkilerle dil altında kalmış olan ezgilerin sözlerini biz mi yaratacağız? Bize hayvanların oyunlarından, ay günlerinin uzunluğundan, kral mezarlarının büyülü ışığından kalan bu mudur?

Çoğu ikindi vakitlerinde ki ikindiler yarım ağzıdır geceyle günün arasına sıkışmış bir dil kurar bekleriz. Asalak bir dil. Günün aydınlık yüzüyle ışımış fakat ona ait değil. Bu vakitlerde yazılmış her şey kâğıdın düzenini zorlar. Kâğıt beyaz ise kararır, mavi ise bulutlanır. Pembeyse dudak ve diş izleriyle Lorca’nın uçurtmasını yeniden şimdiye taşır… Birbirinden beslenen duygu ile düşünce aynı anda kâğıda boşalır. Kâğıda değen kalem zaman mekân dinlemeden akıtır kirini. Mürekkebi hokkada kalmış hiçbir kalem yoktur ki çekmecelere hevesli kalsın. Buna boyun eğecek kalemi…

Ne var ki dil altında kalmış nice duygu da saflığını böylelikle yitirir. Dönüp dolaşıp söze gelen duyguların nasıl da dize geldiğini gördüm. Fakat asla dizeye gelmediler. Ben dizeye gelmiş sözcüklerden korkarım (düşmez kalkmaz bir hüzün).

Sonra yine bir ikindi yılgınlığıyla parazit radyo yanlış haber geçti, toprak kulak kabarttı, gök genişledi. Kâğıtlar katlanıp buruştu. Bunlar bende hiçbir ilham oluşturmadı. Bir incir sineğinin ölürken çıkardığı ses çok daha anlamlıydı.

Kalbimin doğru yanlış ayırmadan katı bir kili yumuşatır gibi yalnızlığı kavradığını sanıyorum. Günler sonra tezgâhın üzerinde kurumaya bırakacağım harikuladeyi özlüyorum. Geleceği özlüyorum. Sözcüklerle çamurların ve kâğıtların ruhunu okşuyorum. Yazmaktaki cesareti! Kendimi açık ederken düştüğüm uçurumu özlüyorum. Üstüme çekiyorum yüzyılın en dişli dikenini. Sözcükleri birbirine geçiren konuşma dilinin zaferi değil düşsel imgelerin zarafetiydi. Deli gibi kan çekiyordu geleceğin sözcüklerini. Ben bunu yanıma ilk aldığımda sokaklarda bir asalak gibi gezdim. Bu duygunun sırtından geçindiğim o gün boyunca insanlar bana ceketlerini ilikleyerek selam verdi.

O gece dünyaya gelmesini istediğim bir bebek için seviştim. Kendimi buzda dans edip aynı zamanda mektup okuyan bir kadının yerine koyacaktım. Alnımda bir nokta taşıyacaktım. Şimdi bizim bir çöplükten başka bir şey olmayan doğum evimize doğru kuru yapraklar içinde yürüyecektim.

Bana hayatı uzatan bu yokuşun hiçbir anlamı yoktu. Yol yedi bilemedim sekiz adımda bitiyordu. Bu yolu defalarca gidip gelmenin çılgınlık olduğunu biliyordum… Bütün karşı gelişlerin ardındaki o çocuk savaşçı… Fakat eski kahramanlıkların yeniden sahne bulması kadar can sıkıcı başka bir şey olabilir mi? Bu ve buna benzer şeyler acıyla karışık uyku veriyor. Acının beni terk etmesini umarak uykuya dalıyorum. Bu benim ikinci uykum. Birinciyi çırılçıplak bir gövdeye sarılarak uyudum. Sonra o gövdenin uzakta bir nokta olduğunu gördüm – bir şiir bittiğinde kullanılan sıradan noktalardan biri. Fakat bir şiirin sonsuza kadar uzaması duygusunu bastıracak kadar hünerli noktalardı bunlar…

Ne çıkar akşamdı o tadında bırakılmış ve çirkin. Yaşadıkça değil düşündükçe ne çirkin! Neye yarar şimdi bir eşikte oturup olanları anlamaya çalışmak… Her şey fazlasıyla çirkindir anlamaya çalışmaktan, fazlasıyla yüreklidir bu iş… şairin işi… martıların bozuk ağzı… denizin kemiksiz dili… kayaların ve lodosun argosu! Bütün bunları unutmak zamandan zaman alıp gidiyor… unutmak için harcadığımız zamana bakın: o kimseye göz kırptırmadığı için yüceliğinden hiçbir şey yitirmemiş. Davranın… boğun onu… yakın… yıkın. Bizler aşkla zaman duygusunu yitirdiğimizi sandık… Fakat o bizimle gelecekte bütün yaralarımıza ilaç olacak yalanıyla yürüdü… Evet etimizde bir iğne gibi yürüdü zaman…




Sabah uyanmıştım, bir kahve içip şiir üzerinde çalışıyordum. Kim kaybetmiş biz bulduk sözde tufanınızdan kurtulan ruhunuzu diyordum. Kahve fincanının üzerinde birçok hayvanla sembolize edilmiş Nuh’un gemisi canlı bir mavinin içinde yüzüyordu. Gülümsüyordum. Güzel gözlü bir katır geminin küpeştesine durmuş bana göz kırpıyordu… Fincanı çevirdikçe diğer hayvanların da ne kadar mutlu olduğunu gördüm… Fakat ikinci kahveyi siyah desensiz bir fincanda içmeyi tercih ettim… O sabah yazdığım şiirlerin içinde geçecek olan bütün mucizeleri görmüştüm artık… Onlardı şarkıma katılımı çoğaltan. Kalbim onların mutlu sözlerini dışlayan bir hüzün havasında çalınıp söylenecekti…







_________________

Cry StaL


Söylenmemiş sözlerle sev beni dedi kadın,
Eskitilmemiş...

La vié
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder MSNM Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Mavi...
Hüzünbaz


Kayıt: 14.04.2012
Üye No: 197,512
Offline




Tarih: 16 Ağustos 2012, 11:40 Tek mesaj gösterimi2

düşmez kalkmaz bir hüzün...

Saygılar




_________________


Mutlu edeceğim yokluğunu...
 Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön 
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Bu başlıkta 2 mesaj bulunuyor] « Önceki başlıkSonraki başlık »


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu foruma eklenti dosyaları gönderemezsiniz
Bu forumdaki dosyaları indiremezsiniz